Bu makale 28 Ocak 2001’de çıkan Sunday Time gazetesinden alınmıştır.

Tip bilimcileri, deneylerin yüz binlerce hayvan üzerinde yürütüldüğü üç yeni hayvan deneyi kolaylığının gerçekleştirilmesini ilan ederek hayvan hakları hareketine karşı en büyük meydan okumalarını yapmayı planlamaktadırlar.

Devlet tarafından para sağlanan Cambridge’deki Abraham Enstitüsü ve Harwell’deki Fare Genom Merkezi, araştırma için mutasyona uğramış fare ve sıçanlar yaratmak amacıyla sanatlarının kolaylığını sağlayacak ortamlar yaratılmasını istemektedirler.

Planlar, insan genomu projesi ve ilgili araştırma tarafından biyo-teknolojide meydana gelmiş gümbürtüye yansımaktadır. Yeni merkezlerin, şimdiki yılda 2.7 milyon hayvan deneylerinin en azından iki katına çıkmasına katkıda bulunması düşünülmüştür.

Abraham’da yöneticiler, hayvan yuvalarının, 20 firmaya mutasyona uğramış fareleri ve sıçanları ulaştırarak, bir biyo-teknoloji kampusu merkezi haline gelmesini istemektedirler.

Harwell’de, temel programlardan bir tanesi, genlerine zarar veren zehirli kimyasallar aşılanmış fareleri içermektedir. Bilim adamları, tedavi genişletilsin diye, genetik değişiklikleri teşhis etmek için fareleri yetiştirmekte ve eksik döller kullanmaktadırlar. Program, farelere yarasa benzeri suratlar, bükülmüş burunlar, eksik kollar ve diğer eksikliklere mal olmuştur.

“Bu, yasam bilimlerinde çok fazla heyecan verici bir zamandır,” diyor Abraham’a para sağlayan Biyo-teknoloji ve Biyoloji Araştırma Meclisinin bir sözcüsü. “Yönetim kurulu karşısındaki bu türde bir çalışmada bir artış olacaktır. ”

Planların ölçüsü, Britanya’nın önde gelen araştırma laboratuarı olan Huntingdon Hayat Bilimleri’ne karşı etkinlik yapan hayvan hakları kampanyacılarını şoke etmiştir.

Ulus çapındaki araştırma, milyonlarca hayvana acı vermektedir ve araştırmacılar çalışmalarını gizlilik içinde paçalarını kurtarmaktadırlar.

Halkın desteğini kazanmak için verdikleri çabalar, bazı araştırmacılar tarafından “fareler için haklar” olarak alaya alınmıştır – ama fare ve sıçanların, kullanımları kamu öfkesi tarafından şiddetli bir şekilde azaltılan kediler, köpekler ve diğer hayvanlardan daha az acı çekmedikleri konusunda artan deliller ortay çıkmaktadır.

1999’daki 2.7 milyon hayvan deneylerinin, 1.6 milyonu fareler üzerine yapılmıştır. Sıçanlar, fareden sonra 567,000 deneye tabi olan en popüler hayvanlardır. Kobaylar (62,000) ve tavşanlar (41,000) da yaygın olarak kullanılmaktadırlar.

Bazı bilim adamları, gelecek 5-10 yıl içinde yeni tesisler yapılacağı gibi deneylerde kullanılan farelerin sayılarında iki kat, hatta üç kat artış olacağına dair kehanetlerde bulunmaktadırlar. Bunların çoğu yetiştirme programlarının ise yaramaz ürünleri olacaklardır – farelerin %90’indan daha fazlası mutasyon veya genetik manipulasyon yoluyla yaratılmıştır, doğru genlere sahip değillerdir ve genellikle gaz veya boyunlarının kırılmasıyla öldürülmektedirler.

Bilim adamları, böyle çalışmalarla gayri meşru bir ilişkide oldukları halde son derece kararlıdırlar. Araştırma tesislerinin eksikliğinden mustarip olan biri de Londra’daki Imperial Koleji’nde profesör olan Charles Weissman’dir.

İsviçre’den İngiltere’ye, bulaşıcı bir etmen olan prionlarin deli dana hastalığının ve onun insani biçiminin nasıl ortaya çıktığını ve farklı biçimdeki CJD’nin nasıl tıbbi araçlarla bulaştırıldığını araştırmak için gelmiştir.

Araştırması – hastalık ve hastalıksız farelere metal sondalar sokma- bulaştırıcı araçlardan gelen riskleri anlamada can alicidir. Bununla birlikte, tesislerin yetersizliği çalışmanın aylar sürmesine neden olmuştur. “Bu çok asap bozucudur,” diyor Weissman.

Imperial’deki çoğu prion araştırmasına para sağlayan Tıbbi Araştırma Meclisi söyle diyor: “Çok iyi anlaşılmıştır ki, fareler bir çok insan hastalığını biçimlendirmede kullanılabilir. Kullanımları insan sağlığı için faydalar sağlama açısından insan genomu projesinden veri toplamak için zaruridir.”

Gizlilik araştırmanın üzerini uzunca bir süre kapatmıştır. Vatan Ofisi, 300 veya bu hayvan deneyi merkezleri hakkında detaylar vermeyi reddetmektedir. Araştırmanın detaylarını açığa vuran her hangi biri Hayvan (Bilimsel Prosedür,1986) Kanunu altında iki yıllığına hapse atılabilir.

Ulusal Anti-Hayvan Deneyleri Derneği’nin yöneticisi olan Jan Creamer şöyle diyor: “Genetik arastirmalarda kullanilan hayvanlar çevreyi uyarmayarak kötü bir sekilde deforme olmus olarak dogabilir, sterilde tutulabilir ve aci dolu operasyonlara maruz kalabilirler. Böyle arastirmalar, halkin ne olup bittigini asla bilmemesi için gizli tutulur.”

Çalisma bir komite tarafindan incelenmekte ve bunu Profesör Patrick Bateson yönetmektedir. Profesör söyle diyor: “İnsanlar fareleri umursamamaktadırlar çünkü onlar küçüktür ve bas belası olarak sayılmaktadırlar, fakat bu onların küçüklüğü kendileri kadar küçük aci çektiklerini gösterir fikrini geçerli kılamaz.”

Reklamlar