Kan Kan Style – Ham Ham Style diye dans edenlerin perde arkası

Yorum bırakın

BAYRAMINIZ… “kurban”sız geçsin!

5 Yorum

Hiçbir canlı, inanç uğruna gırtlaklarından kesilerek katledilmeyi hakketmiyor. Derdiniz paylaşmak, dayanışmak ise bir bayrama ya da özel bir güne ihtiyacınız yok. Yılın 365 günü, zor durumdaki insanlarla dayanışabilirsiniz, bunun için özel bir günün gelmesini beklemeye, o gün geldiğinde bir hayvan öldürüp etini dağıtmaya gerek yok.

Mezbahalardaki hak ihlalleri üzerine röportaj…

3 Yorum

Türkiye’nin çeşitli illerindeki mezbahalarda kaydedilen görüntülerde hayvanların nasıl kesildiği, kesimden sonra hayvanların dakikalarca nasıl kıvranarak can verdiği çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriliyor. Bu şekilde kesilen etin ‘helal’ olup olmadığı tartışılırken, ilahiyatçılar da görüntülere tepkili.

Geçtiğimiz haftalarda bir e-posta aldım. Hayvansever bir gruptan geliyordu. Kim oldukları belli değildi ama bir internet sitesi kurmuşlardı ve ‘Zulmü Görüntüle’ logosuyla birtakım görüntüleri servis ediyorlardı. Yolladıkları linki tıklayınca, ekranın karşısında neredeyse düşüp bayılacaktım, çok kısa bir süre dayanabildim ancak. Görüntülerde ne mi vardı? Kesime sevk edilen büyükbaş ve küçükbaş hayvanların, kesim öncesinde, esnasında ve sonrasında maruz kaldıkları içler acısı durum ortaya konmuştu. Herhangi bir uyuşturma, bayıltma, şoklama ya da buna benzer bir uygulamaya tabi tutulmayan kasaplık hayvanlar, oradan oraya itilip kakılıyor, dakikalarca çırpınarak can veriyordu. Sonra onları yakından tanımaya karar verdim. Kimdi bu hayvanseverler ve bu görüntüleri nasıl çekmişlerdi? Kesinlikle kendilerini deşifre etmek istemiyorlardı ve “Kim olduğumuzdan çok ne talep ettiğimizi konuşma taraftarıyız,” dediler ve başladılar anlatmaya: “Bizler, hayvanlara uygulanan zulümle insanlara uygulanan zulüm arasında hiçbir fark olmadığını düşünen, doğa için ve dünyada yaşayan her canlı için istisnasız özgürlük isteyen bir grup insanız. Hayvanlara uygulanan zulmün, ancak teşhir edilerek görünür kılınabileceğini düşünüyoruz. Mezbahaları dolaşmak, oralarda yaşanan zulme tanık olmak ve bunları kamuoyuna aktararak toplumsal bir farkındalık yaratmak istedik sadece.”

BUNLARIN DAHA KÖTÜSÜ DE VAR

Onlarla yaptığımız görüşmede öğrendik ki bu görüntüler, sadece ‘izlenebilecek’ durumda olan kesitlerden oluşuyormuş. Yurtdışındaki hayvan hakları aktivisti arkadaşları, Türkiye’ye gelip mezbahaların ve hayvan çiftliklerinin durumunu incelemek istediklerini bildirmişler. ‘Zulmü Görüntüle’ sitesinin kurucuları da onlara refakat etmeyi kabul etmiş ve yola düşmüşler. Bu süreçte hayvanlara uygulanan zulme tüm çıplaklığıyla tanık olmuşlar. Mezbahalara girerken, “Yurtdışından mezbahalarla ve et endüstrisi ile ilgilenen arkadaşlarımız geldiler. Konuya dair farklı ülkelerdeki yöntemleri merak ediyorlar. Tesisinizi gezebilir miyiz?” diye sorunca kapılar açılmış. Sonradan gizli olarak çekildiğini öğrendikleri bu görüntülerin internet ortamında paylaşılmaya başlandığını söylüyorlar: “Biz de böyle bir kayıt varken, bu videoyu, hayvanlara uygulanan zulümden bihaber insanların görmesi için yeniden düzenledik ve Türkiye’de yaygınlaşmasını sağladık.” “Siz bunları sadece görüntülemek ve yaymakla mı yetiniyorsunuz? Mezbahalardaki bu korkunç düzenin değişmesi için yetkili mercilere ulaşmaya çalışıyor musunuz?” diye sorduğumuzda ise şöyle yanıt veriyorlar: “Zulmü Görüntüle kampanyasının amacı, sadece zulmü teşhir etmek. Bugün hayvanlara uygulanan zulmün münferit veya kişisel olaylar olmadığının izahının, muazzam bir hayvan endüstrisi varlığının teşhiri ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bir şeyleri görünür kıldığınız anda, zaten birilerini harekete geçirirsiniz. Bizim yaptığımız da bu.” ‘Zulmü Görüntüle’yi yakından tanımak için: https://zulmugoruntule.wordpress.com

PROF. DR. ALİ OSMAN ATEŞ (Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı)

BU GÖRÜNTÜLER İSLAM’A UYGUN DEĞİL

“Zulmü Görüntüle adlı siteyi inceledim. Kesilen hayvanlara yapılan olumsuz muameleyi hiç beğenmedim ve çok üzüldüm. Umuyorum ki İslam’ın onaylamadığı bu tür kaba davranışlar, ülkemizde hayvan kesimi yapılan tüm yerlerde yaygın konumda değildir. Bu sitede yer alan görüntüler kesinlikle İslam’a uygun değil. Kesilmeye giden hayvanları, böylesine itip kakmak, onlara kaba muamele yaparak eziyet etmek, zulüm sayılacak davranışlarda bulunmak, İslam’la bağdaşmaz. Hayvan kesecek kimseler ehil, yani bu alanda eğitim alıp uzmanlaşmış olmalıdır. Mesleği olmayan birtakım kimseler, kasap diye bu işle görevlendirilmemeli, dinimizin onaylamadığı bir takım davranışlara yol aıp, insanımızın vicdanı yaralanmamalıdır.”

İSLAMİ AÇIDAN HAYVAN KESİM ŞARTLARI:

* Kesilecek hayvanlara kesinlikle şefkatle muamele edilmeli, itip kakarak dövmek gibi hayvanlara eziyet olarak nitelendirilecek davranışlarda bulunulmamalıdır. Bu tür davranışlar peygamberimiz tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. (Bu konudaki hadisler için bakınız: Müslim, Sahih, III, 1557; Ebu Dâvud, Sünen, III, 229-230 vb. kaynaklar)

* Hayvanın kesileceği yer hijyenik şartları taşımalı, kesecek bıçak bir anda kesecek şekilde çok keskin olmalı. Kesmeyen bıçakla kesmeye kalkışarak hayvana eziyet edilmemelidir.

* Hayvan kesildikten sonra da, canı çıkıncaya kadar dokunulmadan bırakılmalı, ölmeden hayvanın derisini yüzmek, organlarını kesmek gibi davranışlardan sakınılmalıdır.

Kaynak: Sabah

 

Röportajın tam hali

Öncelikle siz kimsiniz? Mezbahaları dolaşıp görüntülemek nereden aklınıza geldi?

Kim olduğumuzdan çok ne talep ettiğimizi konuşma taraftarıyız; isimlerimizin, mesleklerimizin, yaşlarımızın hiçbir önemi yok. Bizler, hayvanlara uygulanan zulümle insanlara uygulanan zulüm arasında hiçbir fark olmadığını düşünen, doğa için ve dünyada yaşayan her canlı için istisnasız özgürlük isteyen bir grup insanız. Farklı toplumsal mücadele kulvarlarından bir araya gelmiş bireyleriz, aramızda feministler de var, anarşistler de var, insan hakları savunucuları da var, anti-militaristler de var, eşcinsel aktivistler de var, hayvan hakları savunucuları da var, ekolojik mücadele veren kişiler de var. Homojen bir birliktelik ya da örgüt değiliz. Ortak paydamız, hepimizin, bu zulmün ne kadar acı verici, onur kırıcı, yaşama karşı ciddi suçlar barındıran davranış ve eylemlerden oluştuğunun farkında olması ve bu zulme karşı ses çıkarmayı, harekete geçmeyi hayvanların içinde bulundukları fena koşullardan kurtarılması için bir zorunluluk olarak görmemiz.

Hayvanlara uygulanan zulmün, ancak teşhir edilerek görünür kılınabileceğini düşünüyoruz. Mezbahaları dolaşmak, oralarda yaşanan zulme tanık olmak ve bunları kamuoyuna aktararak toplumsal bir farkındalık yaratmak istedik sadece.

İnternet sitenizdeki mezbaha görüntüleri gerçekten tüyler ürpertici. Tamamını izlemek mümkün değil. Hem kesim aşamasında hem de öncesinde hayvanlara zulüm edildiği gözleniyor. Bu görüntüleri nasıl çektiniz? Nasıl izin verdiler?

O görüntüler, sadece “izlenebilecek” durumda olan kesitlerden oluşuyor. Kayıtların tamamını biz bile izleyemedik. İzlerken bile, insana acı veren görüntüler. İnsan, bu görüntüleri izlerken bile bu derece kötü oluyorsa o hayvanların yaşadığı acıyı tahmin bile edemiyoruz. Aslında bu görüntülerin çekildiğinden haberdar değildik. Bizler, hak mücadelesi veren birçok kuruluşla irtibat halindeyiz, sadece Türkiye’de olup bitenlerle değil, dünyada varolan zulmün tamamı ile ilgileniyoruz. Bir gün bir e-mail aldık, hayvan hakları aktivisti arkadaşlar, Türkiye’ye gelip mezbahaların ve hayvan çiftliklerinin durumunu incelemek istediklerini yazmıştı. Bizler de onlara refakât etmeyi kabul ettik ve yola düştük. Bu süreçte yaşadıklarımız, hayvanlara uygulanan zulme tüm çıplaklığıyla tanık olduğumuz için hayatımız boyunca unutamayacağımız anılar olarak hafızamızda kalacak.

“Yurtdışından mezbahalarla ve et endüstrisi ile ilgilenen arkadaşlarımız geldiler. Konuya dair farklı ülkelerdeki yöntemleri merak ediyorlar. Tesisinizi gezebilir miyiz” sorusunun ardından olumlu cevap aldığımız tesis ve çiftlikleri gezdik. Sonradan gizli olarak çekildiğini öğrendiğimiz bu görüntüler internet ortamında paylaşılmaya başlandı. Biz de böyle bir kayıt varken, bu videoyu, hayvanlara uygulanan zulümden bihaber insanların görmesi için yeniden düzenledik ve Türkiye’de yaygınlaşmasını sağladık.

Gezdiğiniz yerlerde kesilecek hayvanlara iyi davranan ya da işlemin acısız olması için çaba sarf edenler de var mıydı? Yoksa hepsi böyle kötü müydü?

Böyle bir çaba sarfeden kişiye ya da tesise denk gelmedik. Hepsi, hayvanları bir canlı gibi değil, kesilip biçilecek bir kumaş gibi görüyordu. Çuval taşırmış gibi yerlerde sürükleyerek canlı hayvanları kesime taşıyorlardı. Canlı olan koyunlar, daha birkaç dakika önce bir arada oldukları diğer koyunların boğazı kesilirken izliyordu. Kesime giderken yerde sürüklenen koyunlara, ölmesine birkaç saniye kala tokat, tekme atan insanlara tanık olduk. Kesim yapan kişiler için can almak, o kadar normalleşmiş ki hayvanların boğazını keserken gülüşüyorlar, eğleniyorlar, şakalaşıyorlardı. Bu insanların, evde eşine, çocuğuna da çok rahat şiddet uygulayabileceğini, hatta başka insanları, hayvanları öldürebileceğini de düşünüyoruz. Felaket bir manzaraydı, kelimeler yetersiz kalır, izlemek lazım gerçekten.

Bu mezbahalar hangi şehirlerde ve şirket veya kurum olarak büyüklükleri konusunda bilgi verebilir misiniz?

Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki mezbahalar ziyaret edildi. Sitedeki videoda yer alan mezbahalar, Bursa’dan ve İstanbul’dan tesisler. İstanbul’da ziyaret ettiğimiz mezbaha, Balkanlar’ın ve Türkiye’nin en büyük mezbahasıymış. Günde iki bin küçükbaş hayvan kesiliyormuş. Hem İslamî hem de koşer (Yahudilerin helal kesim usulü) usule göre kesim yapılıyormuş. Ayrıca kesimden sonra hayvan cesetlerinin işlendiği devasa bir tesisti. Hepsinde aynı kesim yöntemleri kullanılıyordu. Bu büyük tesisin dışında irili ufaklı mezbahalar da vardı. Buralar, daha ilkel görünümlü yerlerdi. Ama neticede hepsi birer ölüm tesisi…

Peki hayvanların kesimiyle ilgili sizin öneriniz nedir? Hayvanların kesiminin önüne geçmek mümkün olmadığına göre peki nasıl kesilmeli? Acısız yöntemler de var mı?

Hayvanların boğazlanırken acı çekmeyeceğini nasıl düşünebiliriz? Onları öldürürken daha az acı vermeyi tartışabileceğimizi bile düşünmüyoruz. Onları öldürme hakkına sahip olmadığımız görüşündeyiz. Ağrısız kesim, şoklama ya da hayvanlar yaşarlarken uygulanan hayvan refahı uygulamalarının altındaki temel mantık bile insana hizmet ediyor. Hayvan refahını savunanlar, hayvanlardan alacakları verimi arttırmak veya zulümden haberdar olan insanları bu hayvanların “insanî” bir biçimde barındırılıp yaşatıldıktan sonra acısızca öldürüldügüne ikna etmek için bu uygulamaların teorisini savunuyor.  Hayvanların acı çekmemesi, çok daha iyi koşullarda yaşaması kesinlikle önemli, ama bütün bunlar hayvanların tabi tutulduğu zorunlu köleliğe karşı çıkmıyor ki aksine bu köleliği meşrulaştırıyor. Biz, hayvanlara sadece anlık yararlar sağlayan, hayvanların zorunlu köleliğini devam ettiren, sadece “daha iyi” koşullarda yaşamalarını ancak yine kaçınılmaz bir son olarak gırtlaklanmalarını öngören hiçbir düşünceyi desteklemiyoruz. İnsanlara bizim önerebileceğimiz şu: Onları hayvanlara uygulanan zulmü kendi bulunduğumuz yerden gerekçesizleştirmek için vegan/vejetaryen beslenme biçimlerine dönmeye çağırıyoruz. Sonuçta hayvanlara uygulanan zulmün yaşadığımız sistem ve kültürle doğrudan bağlantısı var ve bu yaşam biçimi değişmedikçe ne hayvanlar huzura erebilecek ne insanlar ne de doğal dünya…

Siz bunları sadece görüntülemek ve yaymakla mı yetiniyorsunuz? Mezbahalardaki bu korkunç düzenin değişmesi için yetkili mercilere ulaşmaya çalışıyor musunuz?

Zulmü Görüntüle kampanyasının amacı, sadece zulmü teşhir etmek. Bugün hayvanlara uygulanan zulmün münferit veya kişisel olaylar olmadığının izahının, muazzam bir hayvan endüstrisi varlığının teşhiri ile mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bugüne kadar, Türkiye’de çekilmiş doğru düzgün görüntü olmadığı için, insanlar hep, tüm rezaletin, zulmün yurtdışında yaşandığını, Türkiye’deki koşulların, durumun hayvanlar için güllük gülistanlık olduğunu düşünüyor. Bir şeyleri görünür kıldığınız anda, zaten birilerini harekete geçirirsiniz. Bizim yaptığımız da bu. Mevzuatla ya da yasal girişimlerle bu işin çözüleceğini de düşünmüyoruz açıkçası. Türkiye’de zaten yasalar, yönetmelikler var. En göz önünde olan sokak hayvanları için bile hak ihlalleri önlenemiyor mevzuata rağmen. Biz, bu tarz hukukî girişimleri pek samimi bulmuyoruz. Belli bir bilinç seviyesine gelmeden, isterseniz dünyadaki en iyi yasal düzenlemeyi yapın yine sonuç alamazsınız, zulüm devam eder.

Kesimhanelerdeki kurallarla ilgili yasal düzenleme hakkında bilginiz var mı? Bu görüntülediğiniz yerler hakkında yasal düzenlemeye uymadıkları yönünde bir suç duyurusu yapılabilir mi?

Bu konudaki yasal düzenlemeleri çok iyi biliyoruz. Ama biraz önce dediğimiz gibi samimi bulmuyoruz. Hayvan refahıyla ilgili, hayvanları korumayla ilgili mevzuat zaten mevcut Türkiye’de. İncelediğinizde son derece trajikomik maddeler barındırdıklarını görürsünüz. Mesela, 5996 sayılı Gıda, Yem ve Veteriner Hizmetleri Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrası “Hayvanların kesimi ve hastalık kontrolü amacıyla itlafı, hayvanlarda heyecan, acı ve ıstırap oluşturmadan, uygun araçlar kullanılarak yerine getirilir.” diyor. Sormak istiyoruz, bir hayvan ölüme gittiğini bile bile, diğer hayvanların ölümüne, can verirken çırpınışlarına, çığlıklarına tanık olurken nasıl heyecanlanmaz; kesilirken nasıl acı ve ıstırap çekmez? Kanun çıkarmak kolay da akla, mantığa yatkın maddeler, hükümler yazmak zor sanırız Türkiye’de. Öyle gözüküyor ki yasa koyucular bizimle dalga geçiyor. Mezbahalarda yaşanan zulme kulak tıkamak için vicdanlarımızın gerçekten körelmiş olması gerekiyor.

İşin bir de dini boyutu var. Acısız yöntemlerle dini yöntemlerin bir arada uygulanması mümkün mü?

İşin dinî boyutu, apayrı ele alınması gereken bir konu. Tüm semavi dinler, doğanın ve hayvanların insana hizmet için yaratıldığını söylüyor, insanı doğumundan itibaren bu şekilde şartlandırarak insanmerkezci bir bakış açısıyla yetişmesini, yaşamasını buyuruyor. Ee durum böyle olunca, insan gözünde her şey, tüketilebilir oluyor. Hele ki günümüz tüketim toplumunda… Önümüze gelen bonfilenin bir zamanlar yaşayan bir hayvanın parçası olduğu, bu hayvanın doğumundan ölümüne kadar neler çektiği kimseyi düşündürmüyor, herkes midesinin derdinde.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın zaman zaman yapmış olduğu “Ağrısız kesim caizdir” açıklamalarından haberdarız. Ama öyle bir görüş yaygın ki hayvanlar son nefesini verirken bile eziyet çekiyor bu yüzden. Yaygınlaştırdığımız görüntüleri izleyen Müslüman insanların çoğu, bu kesimlerin İslamî usule uymadığı şeklinde yorumlar yaptı. Bu değilse hangisi İslamî usul? Madem olan bitenden rahatsızlar neden hiçbir şey yapmıyorlar? Dinlerin de pompaladığı insanmerkezci düşünce yapıları yüzünden bu zulüm devam etmiyor mu? Bu zulümden rahatsız olan tepki vermeli, zulmü sonlandıracak çözümler üretmeli… “Bu İslamî usul olamaz, değil” diye yorum yapmak gerçekten çok kolay ve de hiç samimi değil.

Kurban Bayramı yaklaşırken, topluma nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Hiçbir canlı, inanç uğruna gırtlaklarından kesilerek katledilmeyi hakketmiyor. Derdimiz paylaşmak, dayanışmak ise bir bayrama ya da özel bir güne ihtiyacımız yok. Bir bayram, can alarak kutlanılabilir mi? Yılın 365 günü, zor durumdaki insanlarla dayanışabilir herkes, bunun için özel bir günün gelmesini beklemeye, o gün geldiğinde bir hayvan öldürüp etini dağıtmaya gerek yok.

Kurban Bayramı için İHH gibi kurumların ülkenin dört yanına astığı, “Kurban paylaşmaktır!” gibi kandırmaca ve zulmü örtbas eden söylemlerin yazılı olduğu pankartları kullanmasını da ciddi bir paradoks olarak görüyoruz. Bu paradoks deşifre edilmeli. İsrail devletinin İHH’nin yardım gemilerine yaptığı baskında katledilen ve şiddet gören o insanlar ne yaşadılarsa, hayvanlar da benzer bir mezalimi Kurban Bayramı’nda yaşayacak yine. Hatta daha fazlasını… Kurbanı, “paylaşmak” ve bereket olarak lanse ederek zulmü meşrulaştırmaya çalışan herkese, kendilerinin “hayvanlara göre birer İsrail devleti olduğunu” söylemek istiyoruz.

Sitenizdeki tek görüntü mezbahalardan değil. Deney hayvanlarından barınaklara geniş bir yelpazede hayvanlara yapılan zulüm görüntüleri de var. Böyle hayvanlara yapılan zulme şahit olan ve görüntüleyen kişiler sizinle temasa geçebilir mi?

“Zulmü Görüntüle!” kampanyası herkesin bulunduğu yerden bir şeyler yapmasına yönelik bir çağrı. Bizler kimseyi bize katılmaya davet etmiyoruz. İstenirse birlikte çalışabileceğimizi söylüyoruz.

Aktivistlerin, üniversitelerde, zulme ortak olan veya zulmü icra eden kurum ve firmalarda bağlar kurabilmesine, bilgi akışını sağlayabilmesine, nihayetinde aktivistlerin doğrudan eylemleri gerçekleştirebilmesine olanak sağlayacak iş birliklerini yaratabilmesi önemlidir. Kampanyamızla ilgilenen kişiler, http://ZulmuGoruntule.wordpress.com adresinden daha detaylı bilgiyi elde edebilirler.

Türkiye’deki mezbaha zulmü ilk kez belgelendi

10 Yorum

TÜRKİYE’DEN MEZBAHA MANZARALARI

İzleyeceğiniz görüntüler, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çekilmiş olan ve mezbahalarda hayvanların nasıl öldürüldüğünü gösteren gizli çekim kayıtlarından oluşmaktadır. Tüm çekimler, İslami usule göre öldürülen hayvanlara aittir. Elde edilen gizli çekimlerin, büyük bir çoğunluğu kırpılmıştır. Bu video, biraz “izlenebilecek” olarak değerlendirilip kırpılan diğer görüntülerden geriye kalan çekimlerden oluşmaktadır. Bu görüntüler, biraz “katlanılabilecek” gibi ise mezbahalarda yaşanan zulmün boyutunu hayal etmenizi ve bu zulme ortak olup olmayacağınıza artık karar vermenizi diliyoruz.

Bu videoyu lütfen elinizden geldiği kadar paylaşın ki rutin olarak şiddete maruz kalan hayvanların katledilirken bile yaşadığı zulmü bir nebze olsun teşhir edebilelim.

Zulmü Görüntüle, 2011

 

SLAUGHTERHOUSE SCENES FROM TURKEY

What you are about to watch is a collage of secret footage taken at various places in Turkey showing animal killings in slaughterhouses. All footage is of animals that are slaughtered according to Islamic practice. Much of the secret footage has been cut. This video is made up of those remaining parts that are deemed “watchable.” If these are scenes that are “tolerable”, then we urge you to imagine the extent of the cruelty that goes on in slaughterhouses and make up your mind whether you will be a part of it or not.

Please share this video as much as possible so that we can at least expose a bit the cruelty involved in the killing of these animals that are subject to routine violence all throughout their lives.

Record The Cruelty, 2011

Long distance transport investigation in Turkey

1 Yorum

“Büyükşehir Çalışıyor!”

Yorum bırakın

İ.B.B. Barınaklarındaki Zulüm

2 Yorum

Yukarıdaki görüntüler geçtiğimiz Haziran ayında bu barınaklardan birinde, Hasdal “Rehabilitasyon Merkezi”nde gizlice çekildi. Görüntü ve sesler zaten her şeyi anlatıyor ve Kadir Topbaş ekibinin nasıl çalıştığıyla ilgili bir fikir veriyor. Daha fazla

Older Entries

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.